Mana itibarı ile altınlamak anlamına gelen tezhip , Türklerin orta asyadan göçü ve islamiyeti kabulüyle duvar resmi olarak kullanılan tasarımlar , Türklerin yazıya ve yazmalara verdiği önemle bir kitap sanatı olarak sanat tarihimizdeki yerini almıştır.

Yazma eserlerin etrafına yada yazı aralarındaki boşluklarda, levha olarak yazılan hat istiflerinde, Murakkalarda Hilye-i şeriflerde farklı farklı dönemlerde ve farklı farklı üsluplarda karşımıza çıkmaktadır. Tezhibin bilinen eski örnekleri 12. Ve 13. Yy da Selçuklu dönemindeki yazmalarda karşımıza çıkar. İlham kaynağı örnekleri ise 8.ve 9. Yy’a tarihlenen karahoça ve bezeklik mağarası duvar resimlerinden başlar Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler dönemi, Erken dönem ,Bayezit ,Fatih Dönemleri . 16. Yy klasik dönemle taçlanmıştır. Daha sonra Osmanlının duraklama ve gerilemesiyle üsluplar etkilenmeye , sonrada değişip farklılaşmaya başlamıştır. Bu değişim daha ziyade batı etkisiyle klasik tezhibin rafa kaldırılıp barok ve rokoko üslupları yerini almıştır.

Bu dönem Süheyil Ünver hocaların, Rikkat hanımların ,Muhsin Demironat hocaların ciddi çalışmaları araştırmaları ve yetiştirdiği talebeleri ile son bulmuş ve Tezhip sanatı yeni anlayışlar ve serbest tasarımlarla eski canlılığını kazanmaya başlamıştır. Saray sanatı olan tezhip günümüzde üniversiteler ve kurslar sayesinde her sanatseverin ulaşıp eğitimini alabileceği bir sanat dalı olmuştur.

Tezhip sanatını günümüze taşıyan ustalar ve sanatkarların belli başlı isimleri ise Baba Nakkaş, Hasan Bin Abdullah, Karamemi, Şahkulu, Ali Üsküdari , Abdullah Buhari ,Osman Yümni, Seyyid Ahmet Ataullah, Rikkat Kunt ,Muhsin Demironat dır. Tezhip yapan kişiye bayan ve erkek olması ile değişen müzehhib (erkek) ve müzehhibe(bayan) denir. Tezhiplenmiş esere ise müzehhep denir.

Günümüz sanatçılarının en büyük şanslar ciddi manada kaynağa ulaşabilmeleri ve istedikleri hocalardan feyz alabilmeleridir. Şunu unutmamak gerkir ki . sanat iyi bir işçilik değil Sanatkarın ruhundan kopan onun gölgesi olan tasarımlarındadır. İyi işçilik çıkarmak yerine eserlerle yoğurulup pişmek gerekir.